Ana Sayfa

Bize Ulaşın

Torba Mahallesi, İnönü Caddesi No: 66 Torba Bodrum 48400 Muğla, Turkey

Blog

Casa dell’Arte diğer ismi ile Sanat ve Lezzet Tapınağı

Siz hiç karşınıza masmavi Ege Denizi’ni alıp, asırlık palmiye ağaçları altında acı infüze edilmiş kavunun yanında, ustalıkla pişirilmiş bıldırcınınızı yiyip, Fikret Mualla tablosunda kaybolup, Nuri İyem eseri altında uyudunuz mu? Ben bu dediklerimin hepsini yaptım! Casa dell’Arte’de, hem de hepsini aynı günde…

Casa dell’Arte’nin hikayesi bundan tam 25 yıl öncesine dayanıyor. Otomotiv sektörünün önde gelen isimlerinden ve Türkiye’nin en büyük sanat koleksiyoneri Yunus Büyükkuşoğlu ve eşi Fatoş Hanım, o zamanlar bakir bir balıkçı köyü olan Bodrum, Torba’dakendilerine ev inşa etmek için küçük bir arazi almışlar. Gel zaman git zaman kendileri için aldıkları bu araziye herkes görüp, faydalanabilsin diye sanat eserlerini de sergileyebilecekleri, 12 odalı butik bir otel yapmışlar. Böylelikle 2007 yılında doğmuş olan Casa dell’Arte Rezidans’ın, a’dan z’ye herşeyi ile, Fatoş Hanım bizzat kendi ilgilenmiş. Burası, Kayseri’de eski yıkılan konaklardan gelen taşlar, tamamı orijinal tablo, heykeller ve müzayedelerden toplanmış değerli sanat eserleri ile yaşayan bir müze otele dönüşmüş.

12 yaşından ufak misafirlerin kabul edilmediği rezidansa çocuklu ailelerin de gelebilmesi için, 2008 yılında hemen bitişikte yer alan evi de satın alıp, burayı da 36 odalık Casa dell’Arte Luxury Family Resort olarak açmışlar. 2009 yılında aile, ne yazık ki Fatoş Hanım’ı kaybetmiş. Annesinin mirasını sürdürmek üzere Ahu Büyükkuşoğlu Serter, burayı daha da yaşanır bir hale getirip, korumak için elinden geleni yapmış. 200 m2’lik 3 yatak odalı, denize nazır Casa dell’Arte Private Villa da bu sayede hayata geçmiş.

Casa dell’Arte Rezidans’tan içeri adımımı atar atmaz sadece kuş sesleri, dünya ünlü sanatçıların en önemli eserleri, muhteşem güzellikteki ağaçlar, parlak Ege Denizi ve güler yüzlü personel ile karşılaşmadım. İçeri girer girmez ruhu olan, gerçek, insani bir yere geldiğimi hissettim. Nasıl anlatılır bilemem ama buranın çok sevilerek, çok emek harcanarak, tutkuyla ve özveri ile yapıldığı daha ilk bakıştan belli idi. Duvarların bile dili vardı adeta. Zodyak’taki burçların ismi verilmiş 12 odadan benim için ayrılmış olanına yerleşip fazla vakit kaybetmeden öğle yemeği için verandaya indim.

Hafif hafif esen meltem rüzgarı ile birlikte uzun ahşap masada denize karşı yerimi aldım. Uçak rötarı ve yol yorgunluğu, öğle saati ile birleşince iyice karnım acıkmıştı. Otelin yeni işletmecisi Murat Senemoğlu bu sezon yapacakları yenilikleri anlatırken, heyecandan gözlerinin içi parlayan bu adamı hayranlıkla dinledim. Yılların tecrübesini taşıyan, her şeyin farkındaymış gibi bakan gözleri ile, 5 yaşında arkadaşlarıyla top oynamaya çıkmış, haylaz bir çocuğun gülüşüne sahip, gerçek bir dünya vatandaşı Murat Senemoğlu. Şef Bengi Kayhan ile birlikte yenilikçi Türk mutfağı yapacaklarını anlatırken, mercimek çorbam geldi. Gelen mercimek çorbasıydı ama her yerde bulunan klasik süzme mercimek çorbası değildi. Bodrum’dayız malum; bereketli Ege Denizikıyısındayken, mercimek çorbası da nefis bir balık suyundan yapılmıştı. Mercimek ve köy eriştesi ile taçlandırılmış aromatik, leziz ve farklı bir çorba içiyor olduğum için çok mutluydum. Bu saatten sonra Murat Bey’in anlatacaklarını daha bir can kulağı ile dinleyecektim. Ayrıca çorbanın tuzu da, biberi de ne eksik ne fazlaydı. Çorbanın hemen sonrası taze ege otları salatası yedim. Karışık Ege otları, iç bakla, enginar, koruk suyu ve birinci sınıf zeytinyağı ile güzelce harmanlanmıştı. Deniz fasulyesinin kıtır kıtır lezzeti ile hem leziz hem de sağlıklı bir öğün yiyor olduğum için yine çok mutluydum. Öğle yemeğini istemeyerek de olsa hafif kestim zira esas akşam tanıyacaktım mutfağı, şefi, yemekleri. Bengi Kayhan, genç ve yetenekli bir şef. Yaşı 29 ama sanki 229 yaşındaymış gibi bir bilgelik var, halinde tavrında.

Bu sene Murat Bey ile birlikte kolları sıvamışlar Ninu’yu hayata geçirmek için. Restoranın adı Ninu, Sümer dilinde ‘’Biz Kadınlar’’ demekmiş. Çok hoşuma giden bu ismi bu yaz epeyce duyacağız gibime geliyor. Şef Bengi Kayhan üniversitede sosyoloji okurken esas isteğinin bu olmadığına karar vermiş. Gastronomi eğitimi almak üzere Fransa’ya gitmiş. Paris’te bulunan Ecole Gregoire Ferrandi’den mezun olup Türkiye’ye dönünce İstanbul’da meşhur restoranlarda çalışmış.

Bu sezon Casa dell’Arte Otel’in içinde yer alan Ninu’da misafirlere gastronomik bir şölen yaşatacağı kesin. Ninu 40 kuverlik bir ‘’fine dining’’ restoranı olarak hizmet verecek. Tamamı yerel malzemelerin kullanılacağı, mevsimsel ve yenilikçi Türk mutfağı konsepti ile Bodrum’a farklı bir soluk getireceği kesin. Her biri sanat eseri gibi hazırlanan yemeklerin tamamı bölgeden ilham alınarak yaratılmış. Ninu sadece otel misafirlerine değil, dışarıdan gelenlere de hizmet verecek. Tabii bunun için önceden rezervasyon yaptırmak şart. Menüden örnek vermek gerekirse; fıstık kreması üzerinde çağla ve pastırma cipsi ile morel mantarı tek kelime ile enfesti. Morel mantarının ormansı tadı ile çağlanın tazeleyici birlikteliği ve pastırma cipslerinden gelen baharatlı, tuzlu aromalar fıstık kreması ile dengelenmişti.

Mısır ekmeği üzeri yaz kabağı ve yanında Ezine beyaz peyniri köbürtmesi tam bir yaz tabağı olarak şekillenmişti. Semizotu ve deniz börülcesi birlikteliği ile inatçı bildiğimiz akya balığı ustaca pişirilmişti. Ama yediklerim içinde bıldırcın tabağının yeri ayrı özellikle de içine acı infüze edilmiş kavun ile muhteşem bir uyum içindeydi. Tattığım tüm lezzetlerin orijinal fikirler olmasının yanı sıra, hepsi birbiri ile uyum içindeydi. Resim gibi tabakların çoğu zaman lezzetin önüne geçtiği şu günlerde özellikle malzemelerin kullanılış şekline hayran kaldığımı söyleyebiilirim. Sade, orijinal, yaratıcı ama hepsinden önemlisi lezzetli olmaları alkışa layık. Her zaman savunduğum, yerel ve mevsimsel malzemelerin kullanımı ise beni çok sevindirdi. Ninu’ya yazın kesin bir kere daha gideceğim!

Şef Bengi Aslan, Casa dell’Arte Luxury Family Resort içinde faaliyet verecek olan Casa Frida’nın da şefi. Casa Frida, Meksikalı ünlü ressam Frida Kahlo’dan ilham alınarak yaratılmış. Burada dökme demir ızgara tavalarda birbirinden lezzetli balıklar, karidesler, etler ve sebzeler servis edilecek. Oldukça basit, sağlıklı ve lezzetli bir menüye sahip Casa Frida’da çocuklar da unutulmamış, öyle ki minik misafirlerin menüsü uzman diyetisyen doktorlarla birlikte hazırlanmış.

Casa dell’Arte Rezidans, Özel Villa ve Luxury Family Resort dışında, içinde 5 yatak odası ve 5 adet banyo bulunan iki adet gulet tekne de bulunmakta. İkisi de 10 kişilik olan bu tekneler de yine otellerde olduğu gibi sanat çalışmaları ile donatılmış olup, mavi yolculuğa çıkmak üzere hazırlar. Tabii tekneler için de önceden rezervasyon yaptırmak gerekiyor.

İnci Özay Hatipoğlu
Son Mastori

Kaynak : http://www.letsgodergi.com/casa-dellarte-diger-ismi-ile-sanat-ve-lezzet-tapinagi/